Av. Namık Kemal BAYAR
Kırım’ın 2014 yılında Rusya Federasyonu tarafından yasadışı ve hukuksuzca işgali ve işgal sonrasında yaşanan gelişmeler Kırım Tatar halkının en üst karar mercii olan Kırım Tatar Millî Kurultayı’nın da dönemsel olarak seçimlerinin yenilenmesini engellemiştir.
İlk olarak 1917 yılında toplanan I.Kırım Tatar Millî Kurultayı, Kırım’ın Bolşeviklerce işgali ile kendiliğinden fesholmuştur. Kurultay’ın ikinci kez toplanması ise ancak 74 yıl sonra 1991 yılında mümkün olabilmiştir ki bu Kurultay tarihsel devamlılığın bir tespiti olarak II.Kırım Tatar Millî Kurultayı adı altında tarihe geçmiştir. II.Kurultay’ın ardından 1996 yılında III.Kurultay, 2001 yılında IV.Kurultay, 2007 yılında V.Kurultay ve nihayet 2013 yılında VI.Kırım Tatar Millî Kurultayı toplanarak Kırım Tatar halkının millî iradesine, taleplerine ve arzularına dair kararları alarak bu kararları uygulamak üzere Kırım Tatar halkının temsil ve icra organı olan Kırım Tatar Millî Meclisi’ni seçerek görevlendirmiştir.
2014 yılında Rusya Federasyonu tarafından Kırım’da gerçekleştirilen işgalin üzerinden geçen 12 yıl boyunca, normalde 6 yılda bir yapılması gereken Kurultay delege (milletvekili) seçimleri yapılamadığından VII. ve VIII.Kırım Tatar Millî Kurultaylarının toplantıları gerçekleşmemiştir.
Normal şartlarda, daha açık deyişle Rusya Kırım’ı işgal etmeseydi 2019 yılında yapılması gereken Kurultay seçimleri yenilenmediğinden Kırım Tatar Millî Kurultayı’nın kendi delegeleri içinden seçtiği Kırım Tatar Millî Meclisi Başkan ve üyelerinin de seçimi bugüne kadar yapılamamıştır.
Bu durum, 2019-2020 yılından bu yana gerek Kırım’da gerek Kırım Tatar diasporasında neredeyse Kırım Tatar halkının her bireyi, grubu, topluluğu arasında tartışılmaya başlayan, zaman zaman da yüksek siyasete dahi sirayet etmeye başlayan bir konu haline gelmiştir. Pek çok Kırım Tatarı, “Kurultay ve Meclis seçimleri neden yapılmıyor, ne zaman yapılacak?” sorusuyla zihinlerini ve sohbetlerini meşgul etmektedir.
Bu can alıcı iki sorunun cevabı aslında hukukî ve siyasî alanda ele alınarak verilebilir ve hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu devlet ve toplumlarda hukukî yaklaşımın temel alınması ve çözümün bu temel üzerine inşa edilmesi halkta genel geçer bir kabulün oluşması için gereklidir.
Fakat, önce “Kırım Tatar Millî Kurultayı nedir?” sorusunun cevabını vermek de elzemdir. Modern anlamda Kırım Tatar Millî Kurultayı, Kurultay Nizamnamesine (Tüzüğüne) göre seçmen yaşını doldurmuş ve Kırım ve Ukrayna sınırları içinde yaşayan her 1000 Kırım Tatarının kayıtlı oldukları seçim çevrelerinde Kurultay milletvekili (delege) adayları içinden seçecekleri 1 milletvekilini kendilerini temsilen gönderdikleri Kırım Tatar halkının en üst karar organı, merciidir. Yani, Kurultay her 1000 Kırım Tatarını temsilen seçilen 1 milletvekilinin katıldığı bir karar mekanizmasıdır. 2013’te yapılan Kurultay seçimlerinde bu milletvekillerine ilaveten kayıtlı Kırım Tatar sivil toplum örgütlerinin temsilcileri arasından da seçmenler ayrıca bir milletvekili daha seçmiştir.
Bu şekilde milletvekili (delege) seçimi yapılarak oluşan her Kurultay 6 yıllığına seçilir ve 6 yıllık dönem boyunca görev yapar.
Kırım Tatar Millî Kurultayı daimi olarak toplanamadığından Kurultay’da alınan kararların icrası ve Kırım Tatar halkının tüm dünyada temsili için kendisini oluşturan milletvekilleri içinden Kırım Tatar Millî Meclisi Başkanı ve Kırım Tatar Millî Meclisi’nin 33 üyesini de seçerek görevlendirir. Kırım Tatar Millî Meclisi temelde Kırım Tatar Millî Kurultayı’nın daimi olarak toplanan ve görev yapan icra organıdır. Kurultay ayrıca yine kendi milletvekilleri içinden denetim görevini yapmak üzere Kırım Tatar Millî Kurultayı Teftiş Komisyonu ve sonraki Kurultay seçimlerini yürütmek üzere Kırım Tatar Millî Kurultayı Seçim Komisyonu’nu seçerek görevlendirir. Teftiş ve Seçim Komisyonları bizatihi Kurultay adına görev yaptığından Kırım Tatar Millî Meclisi bunlara emir ve talimat veremez.
Bu kısa malumattan anlaşılacağı üzere aslında Kırım Tatar Millî Kurultayı uluslararası hukuk ve anayasa hukuku doktrinleri anlamında, bir devlet yapısının olmaması gibi kendi özel koşulları gereği daimi olarak toplantı yapmayan, yasama çalışması dönemi olmayan, sadece olağan ve belirli olağanüstü durumlarda toplanabilen bir parlamentodur. Kırım Tatar Millî Meclisi ise Kurultay’a vekaleten işgören daimi icra organıdır.
hemen şunu vurgulamakta fayda vardır. Öncelikle zihinlere kazınması gerekir ki Rusya Federasyonu, 2014 yılındaki işgalin hemen ardından Kırım Tatar halkının en üst ve yegane icra ve temsil mekanizması olan Kırım Tatar Millî Meclisi’ni “ayrılıkçı ve terörist örgüt” listesine alarak yasaklamıştır.
Hemen burada ilk hukukî yorumumuzu yapalım. Rusya Federasyonu Kırım Tatar Millî Meclisi’ni ayrılıkçı ve terörist örgüt olarak nitelendirerek yasakladığına göre Kırım Tatar Millî Kurultayı da bu ayrılıkçı ve terörist olarak nitelendirilebilir mi? Yukarıda Kurultay ve Meclisin oluşumu ve yapısı hakkında verdiğimiz bilgilere göre aslında ortada tek bir örgüt ya da teşkilat vardır ve o da Kırım Tatar Millî Kurultayı’dır. Meclis, Kurultayın sadece bir organı, uzantısı ya da birimidir. Bize göre hiçbir evrensel, insani ve hukuki kıymeti olmayan Rusya yasalarına göre o halde Kırım Tatar Millî Kurultayı da argumentum a fortiori, evleviyetle, haydi haydi ayrılıkçı ve terörist bir örgüt sayılmalıdır. Ancak, Rus aklı Meclise dair yasağı koyarken Kurultay’dan hiç bahsetmeyerek kendince bir muğlak alan yaratmıştır.
Gerçekte Rusya Federasyonunun Kırım Tatar Millî Meclisi hakkında ayrılıkçı ve terörist iftirasıyla verdiği yasaklama kararının hukuk dünyasında zerre kadar kıymeti yoktur ve batıl, yok hükmündedir. Uluslararası Adalet Divanı tarafından “Ukrayna-Rusya” davasında verilen ihtiyati tedbir kararında da bu hususa değinilerek Rusya’nın Kırım Tatar Millî Meclisi’ni yasaklama kararını derhal kaldırması ve Meclis’in Kırım’da çalışmasının serbest bırakılmasına hükmedilmiştir.
Kırım Tatar halkının 1917’den bu yana kurmuş olduğu bu yapı esasen Viyana protokollerinde yerli halklar için örnek, demokratik ilke ve koşullara tam anlamıyla uygun bir özyönetim yapısı olarak gösterildiği gibi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de son zamanlarda verdiği kararlarda Kırım Tatar Millî Meclisi’nin Kırım Tatar halkının özyönetim organı olduğunu vurgulamaktadır.
Şimdi gelelim Kırım Tatar halkını son yıllarda çok meşgul eden “Kurultay ve Meclis seçimleri neden yapılmıyor, ne zaman yapılacak?” sorusunun cevabına.
Hukuk bilimi, anayasa doktrini ve yasalar, yargıcın bir sorunun çözümü için önce kanuna, kanunda hüküm yok ise örf ve adete, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar vermesini emreder. Yargıç, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından da yararlanır.
Yani bir konu hakkında yasa boşluğu varsa örf ve adete, örf ve adette bir kural yoksa bilimsel görüş ve yargı kararlarından yararlanarak hukuki bir sonuca, hükme ulaşmak gerekir. Bu kural ve yöntem evrensel bir yöntem olarak tüm dünyada uygulanır. Burada bilimsel görüş, sadece hukuk bilim adamlarının görüşü değil, benzer bir olayda dünyada kıyasen uygulanabilir kuralların var olup olmadığına dair araştırma yapmayı ve olaya uygulanabilecek makul ve adil bir çözüm bulmayı içerir.
Bugün yaşadığımız olay, tartıştığımız dava, çözüm arayışında olduğumuz konu özetle şu şekildedir:
“Ukrayna’ya bağlı Kırım yarımadası 2014 yılında uluslararası hukuka aykırı bir şekilde, kanunsuzca Rusya Federasyonu tarafından işgal edilmiştir. Bu, esasen savaşın başlangıcıdır. İşgalci Rusya, bu işgale karşı çıkan ve pasif direniş gösteren Kırım’ın asli halkı Kırım Tatarlarının direnişini kırmak kastıyla Kırım Tatarlarına karşı baskı rejimi uygulamaya başlamıştır. Bu baskı rejimi Kırım Tatar halkının özyönetim organı olan Kırım Tatar Millî Kurultayı’nın seçerek göreve getirdiği Kırım Tatar Millî Meclisini ayrılıkçı ve terörist örgüt listesine alarak yasaklamış ve Meclis Başkanı ile bir kısım Meclis üyelerinin Kırım’a ve Rusya Federasyonuna girişini de ayrıca yasaklamıştır. Söz konusu baskılar sonucu 2014-2026 yılları arasında 40.000 civarında Kırım Tatarı vatanları Kırım’dan Ukrayna anakarasına göç etmek zorunda kalmıştır. Rusya, Kırım yarımadası ile de yetinmeyip Ukrayna’nın güneydoğu ve doğusunda bulunan bölgelerde yaşayan Rus nüfusu silahlandırıp ayrılıkçı hareket başlatmış, nihayet 2022 yılında özel askeri operasyon adı altında Ukrayna’ya tam kapsamlı askeri saldırıya başlamıştır. Bu arada 2020-2022 yılları arasında dünya çapında COVİD-19 pandemisi yaşanmıştır.
Bu gelişmeler karşısında Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşlar ve toplum Rusya’nın Kırım’ı işgalini tanımamış, Kırım’da gerçekleşen insan hakları ihlallerine karşı sürekli kararlar almış, Uluslararası Adalet Divanı, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi uluslararası yargı kurumları Kırım ve Ukrayna’da gerçekleşen olaylar nedeniyle Rusya aleyhine kararlar vermeye başlamıştır. Söz konusu kararların bazılarında Kırım Tatar Millî Meclisi’ne konulan yasağın kaldırılması da hükme bağlanarak Meclis, Kırım Tatar halkının özyönetim organı olarak kabul edilmiştir.
Savaş hali halen devam etmektedir. Geçen 12 yıl boyunca Kırım Tatar Millî Kurultayı ve Millî Meclisi seçimleri yapılmamıştır.”
Yukarıda özetlediğimiz son 12 yılın gelişmeleri ile oluşan olay örgümüze baktığımızda Kurultay ve Meclis seçimlerinin 12 yıldır yapılamadığı ve bunun 2014 yılında yaşanan işgal sonrası ortaya çıkan bir sonuç olduğu rahatlıkla anlaşılmaktadır. Bu 2014 yılında başlayan savaş halinin bir sonucudur.
O halde konuyu hükme bağlamak açısından soracağımız soru şu olmalıdır. “Demokrasinin en temel ve esas gerekliliği olan seçimler savaş halinde yapılabilir mi ya da ertelenebilir mi?”
Yargıcın karar verebilmesine yönelik yukarıda izah edilen metoda göre öncelikle kanuna bakmak gerektiğinden bu hususta cevabı önce Kırım Tatar Millî Kurultayı Tüzüğünde aramak zaruridir. Çünkü Kurultayı yapısı ve işleyişi hakkında elimizdeki tek hukuki metin budur. Ve ne yazık ki Kurultayımızın Tüzüğünde Kurultay ve Meclis seçimlerinin ertelenmesi, bu ertelemenin hangi şartlarda ve nasıl bir usulde olacağına dair bir madde, hüküm ya da düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda yine davaya bakan yargıç gibi davranarak örf ve adete bakma zorunluluğu doğar.
I.Kırım Tatar Millî Kurultayı 1917’de toplanmış ve Kırım’ın 1918’de Bolşeviklerce işgalinden sonra kendiliğinden dağılmış ve II.Kurultay 74 yıl sonra 1991 yılında seçimleri yapılarak toplanabilmiştir. Bu tarihi vakıa bir örf olarak kabul edilebilir mi? Ulusların tarihinde işgal gibi olağanüstü olaylar nadiren gerçekleştiğinden 74 yıl boyunca ertelenmiş Kurultay seçimleri bizim millî siyasî tarihimiz açısından bir emsal teşkil edebilir ama tam olarak sorumuzun cevabını almamız, halkın genelini tatmin edecek ve güven verecek bir cevap olmaz.
Bu durumda, artık sorunun cevabını bilimsel görüş ve yargı kararlarında aramakta fayda vardır ki esasen cevabı burada bulabiliriz. Bilimsel görüş yönünden kıyas ve benzer durumlarda başka yerlerde nasıl kurallar uygulandığını tespit önemlidir. O halde, başka devlet ve milletlerde seçimler ertelenebiliyor mu, hangi şartlarda ertelenebiliyor, bunu araştırmak ve araştırmanın meyvelerine göre bir sonuca ulaşmak gerekecektir.
Bizim konumuza örnek olması bakımından yaptığımız araştırmada pek çok ülkeler seçimlerin ertelenmesine dair anayasal kurallara dair örnekler bulduk. İçlerinden seçtiğimiz bir kısım örnekler şu şekilde;
Almanya Federal Cumhuriyeti Anayasasının 115h maddesine göre ülkeye saldırı olması durumunda, İtalya Anayasası 60.maddesine göre savaş halinde, İsviçre Anayasası 185.maddesine göre savaş ve olağanüstü durumlarda, Çin Halk Cumhuriyeti Anayasasının 60.maddesine göre olağanüstü durumlarda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 78. Maddesine göre savaş halinde, İran İslam Cumhuriyeti Anayasasının 78.maddesine göre olağanüstü hallerde, Rusya Federasyonu Anayasasına göre sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde, Ukrayna Anayasasına göre sıkıyönetim hallerinde seçimlerin ertelenmesi mümkün kılınmıştır.
Elbette bu örnekleri bütün dünya anayasalarını inceleyerek çoğaltmak mümkündür. Araştırmamızda ABD Anayasasında seçimlerin hangi hallerde erteleneceğine dair düzenleme olmaksızın Kongre’ye seçimleri erteleyebilme yetkisi verildiğini de tespit ettik.
Bu örnek anayasal düzenlemeleri dikkate aldığımızda, Kırım Tatar Millî Kurultayı Tüzüğünde savaş ve olağanüstü durumlarda Kurultay seçimlerinin akıbetine dair bir hüküm bulunmamasından doğan kural boşluğunu, 1917 Kurultayı emsali ile de destekleyerek doldurmak hukuk bilimi ve dünyası açısından artık mümkündür.
Buna göre, yukarıda izah edilen hususlar dikkate alınarak her ne kadar Kurultay Tüzüğünde bir hüküm bulunmasa da savaş hali ve olağanüstü durumlarda (doğal afet, salgın hastalık, iç çatışma ve benzeri halkın tamamını etkileyecek durumlar) Kırım Tatar Millî Kurultayı ve Kırım Tatar Millî Meclisi seçimlerinin bu durumlar ortadan kalkana kadar ertelenmesi hukuka uygundur hükmünü vermek en doğru karar olacaktır.
Seçimlerin ertelenebilmesine dair hukuki sonucu elde ettikten sonra meselenin siyasî, fiili yönlerini de ele almakta fayda bulunmaktadır.
Kırım, 2014 yılından bu yana Rusya Federasyonunun işgali altındadır. 2014 yılından bu tarihe kadar Kırım’da Rusya tarafından sahnelenen sahte referandum, Rusya parlamento ve başkanlık seçimleri, yerel seçimler gibi seçimlerin hiçbiri öncelikle uluslararası toplum ve devletler tarafından tanınmamıştır. İşgal ortamında yapılacak bir Kurultay milletvekili seçimlerinin de tanınmayacağı, kadük kalacağı bu örneklerle aşikardır.
İkincisi ve daha önemlisi, 1948 tarihli Cenevre Sözleşmesi hükümleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları uyarınca işgalci Rusya işgal ettiği Kırım’da ve diğer bölgelerde kendi ulusal hukukunu uygulayamaz, ulusal hukukunu uygulayarak kurduğu mahkemelerin ve idari yapıların karar ve hükümleri yok hükmündedir. Fiilen Kırım’da Ukrayna hukuku da uygulanamadığına göre Kurultay milletvekillerini seçecek seçmenleri hangi hukuka göre belirleyeceksiniz? Hukuken yok hükmündeki Rusya yasalarına göre mi, Kurultay Tüzüğüne göre Ukrayna yasalarına atıf yapılan ama fiilen Kırım’da uygulanamayan hükümlere göre mi? Yani seçime katılma hakkını haiz seçmenleri belirleyecek uygulanabilir bir hukuk yok iken seçmenler nasıl belirlenecektir? “Kendimiz kural koyar, seçmenlerin niteliklerini belirleriz” derseniz önceki Kurultaylarda kabul edilen kararları yok saymış olacaksınız. Bu da toplanacak bir Kurultayı daha toplanmadan yok hükmüne indirgeyecektir.
Üçüncü olarak 2014 öncesi Kırım’da resmî rakamlara göre yaşayan 250.000 (Bu rakam Meclis kayıtlarına göre 350.000 civarında idi) Kırım Tatarı vardı. 2014-2026 yılları arasında 40.000 civarında Kırım Tatarı yani resmi rakamlara göre nüfusumuzun %18’i, Meclis kayıtlarına göre %12’si Rusya baskıları nedeniyle vatanı terk etmek zorunda kaldı. Böylesine bir nüfusun seçimlere katılma ve kendini temsil hakkını hangi usul ve kurallara göre koruyabileceksiniz. Kaldı ki 2022’den sonra binlerce Kırım Tatarı Ukrayna’yı da terk ederek başka ülkelere yerleşti.
Ve en önemlisi, Rusya rejiminin işgali altındaki Kırım’da seçmenlerin ve seçimlerin güvenliği, seçim sonuçlarının güvenirliği nasıl sağlanacak? Silahlı FSB milislerinin kontrolü altında yapılan Rusya seçimlerine şahit olduğumuz, oy sandıklarına atılan sahte oy videolarına her gün rastladığımız, sandık görevlilerinin sandıktan çıkan oy zarfları ve pusulalarına bakmaksızın tutanaklarda Birleşik Rusya Partisini işaretledikleri tarzda bir seçimden bahsediliyorsa halkımızın buna ihtiyacı olmadığını hepimiz biliyoruz.
Keza, Kırım Tatar Millî Meclisi’nin yasak olduğu bir Rusya’da Kurultayı ve Meclisi nasıl seçeceksiniz? Buna mantıklı ve makul bir cevap bulmak oldukça zor.
Elbet gelişen teknolojide elektronik oylama da mümkün. Bunun dünyadaki örneklerine baktığımızda ABD dahil pek çok ülkede elektronik oylamanın seçim merkezlerindeki oy kabinlerinde yapıldığı, Belçika gibi kuralların çok yerleşik olduğu birkaç ülkede evden ya da işyerinden elektronik oy kullanılabildiği bilinmekte ise de elektronik seçim uygulamalarının güvenilirliği konusunda halen daha büyük şüpheler olduğu, ABD seçimlerine bile elektronik ortamda müdahalelerin yapıldığı iddiaları bulunan bir alanda kendi devleti, polisi, askeri olmayan Kırım Tatar halkının elektronik ortamda Kurultay ve Meclis seçimlerini yapabileceğini söylemek ve hatta teklif etmek bile gerçeklikten oldukça uzak kalmakta.
Bütün bu hususları alt alta koyup düşündüğümüzde savaş ve işgal ortamında Kırım Tatar Millî Kurultayı ve Meclis seçimlerinin ertelenebileceği hukuki ve yasal bir tespit olarak karşımıza çıkmaktadır. Ve elbette Kırım’ın işgalden kurtulmasının hemen ardından halkımızın millî hasletlerine yakışır bir şekilde yeni Kurultayını ve Meclisini seçeceği de şüphesizdir.
