Ankara Kent Konseyi ev sahipliğinde Genel Merkezimiz ve Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliği iş birliğiyle 18 Mayıs 2026 tarihinde "18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü 82. Yıl Anma Toplantısı" düzenlendi.

Genel Başkanımız Mükremin Şahin ve Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl’in konuşmacı olduğu, belgesel gösteriminin ve teatral canlandırmanın yapıldığı toplantıya Çekya’nın Ankara Büyükelçisi Petr Stepanek, Polonya’nın Ankara Büyükelçisi Maciej Lang ile Kırım Tatar diasporası temsilcileri ve davetliler katıldı.
Genel Başkanımız Mükremin Şahin konuşmasında, Sovyet yöneticilerinin Kırım Tatarlarına yönelik “Tarih sahnesinden silindiler” sözünü anımsatarak, “Stalin’in şöhreti Sovyetler Birliği içindeki nüfusu az halkları yok etmekle irtibatlıdır. Resmî rakamlara göre 15 ile 16 milyon; gayriresmî rakamlara göre ise 30 milyon insan ya öldürüldü ya da Sibirya’ya, Orta Asya çöllerine sürüldü. 1930 tarihli Büyük Sovyet Ansiklopedisi’nde Sovyetler Birliği’nde yaşayan 150 halktan bahsedilir. Aynı ansiklopedinin 1960 sürümünde ise bu sayı 120’ye düşmüştür. Sovyetler, 30 halkı yok etmiştir.” ifadelerini kullandı.

Kırım Tatarlarının bu şartlar altında eşine rastlanmayan bir var olma mücadelesi verdiğini ve bunu da başardığını aktaran Şahin, “Kırım Tatar millî hareketi, aynı zamanda bir insan hakları, hukuk ve adalet hareketi olarak sadece Sovyet aydınları arasında değil bütün dünyada nam kazanmıştır.” dedi.
Şahin, Kırım Tatarlarının Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafından yeniden işgal edilmesinden sonra Ukrayna halkıyla beraber kararlı bir mücadeleye başladığını ifade etti.

Toplantıda konuşan Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, 18 Mayıs 1944 ile 20 Mayıs 1944 tarihleri arasında yaklaşık 200 bin Kırım Tatarının sürüldüğünü, sürgüne tâbi tutulanların büyük çoğunluğunun kadın, çocuk ve yaşlılardan oluştuğunu kaydetti.
“Bu bir yer değiştirme değildi. Bu bir tahliye değildi. Bu bir soykırımdı.” diyen Celâl, 20 binden fazla Kırım Tatarının İkinci Dünya Savaşı sırasında Kızıl Ordu saflarında görev yaptığını, onlar cephedeyken geride kalan ailelerinin yük vagonlarına doldurularak sürüldüğünü aktardı.
Stalin rejiminin Kırım Tatar halkına yönelttiği vatana ihanet suçlamasının baştan sona bir yalan olduğunun altını çizen Celâl, “Ancak Sovyet rejimi yalnızca bir halkı sürgün etmeyi amaçlamıyordu. Onları tarihten silmek istiyordu. Köylerin isimleri değiştirildi. Mezarlıklar yok edildi. Okullar kapatıldı. Evler yağmalandı, mallara el konuldu. Kırım Tatarlarının kimliği sistematik olarak haritalardan, arşivlerden ve kamusal hayattan silinmeye çalışıldı. Bütün bir halkın yalnızca fiziksel olarak değil, tarihsel olarak da yok olması planlanmıştı.” dedi.
Celâl, trajedinin 1944 yılında sona ermediğini aktararak, “Ukrayna’nın bağımsızlığını yeniden kazanmasıyla birlikte, benim ailem de dahil olmak üzere binlerce Kırım Tatarı geleceğini yeniden inşa etmek umuduyla anavatana döndü. Ancak 2014 yılında tarih yeniden kapımızı çaldı. Rusya Kırım’ı işgal ederek baskıyı, korkuyu ve sömürgeci şiddeti yeniden getirdi.” ifadelerini kullandı.
Bugün, Kırım Tatarlarının ev baskınları, keyfi tutuklamalar, işkenceler, kaçırılmalar başta olmak üzere sistematik baskılarla karşı karşıya olduğunu belirten Celal, Kırım’ın militarizasyonun, baskının ve bilinçli demografik mühendisliğin uygulandığı bir alana dönüştürüldüğünü, 500 bin ila 800 bin arasında Rus vatandaşının Kırım’a yerleştirildiğini kaydetti.
Celal konuşmasının devamında, “Ancak Kremlin’in hiçbir zaman anlayamadığı bir gerçek vardır. Bir halk sürgün edilebilir. Bir halk zulme uğrayabilir. Bir halk hapsedilebilir. Ama hafızasını koruyan bir halk asla yenilemez. Ukrayna’nın tutumu nettir ve değişmemiştir: Kırım, Ukrayna’dır. Kırım Tatarları, Kırım’ın yerli halkıdır.” diye konuştu.
Bugün Ukraynalıların ve Kırım Tatarlarının özgürlük ve bağımsızlık için omuz omuza mücadele ettiğini anımsayan Celâl, mücadelelerinde Türkiye’nin ve diğer uluslararası ortakların dayanışması için minnettar olduklarını vurguladı.
Celâl, “Sessiz kalmayacağız, adalet sağlanana kadar durmayacağız. Kırım bizim yurdumuzdur ve geri döneceğiz.” diyerek konuşmasını tamamladı.

Konuşmaların ardından tarihî hafızayı diri tutmak amacıyla Genel Merkezimiz ile Alonka Digital tarafından hazırlanan “18 Mayıs 1944’te Ne Oldu” adlı Kırım Tatar Sürgünü belgeselinin gösterimi yapıldı.

Sürgün trenlerinde neler yaşandı?
Kırım’da geride ne bırakıldı?
Bir halkın hafızası nasıl silinmek istendi?
Neden Kırım Tatarları bugün hâlâ 18 Mayıs’ı unutamıyor?
Sorularını da cevaplandıran belgeselde, Kırım Tatar Sürgünü’nün karanlık yüzünü sinematik anlatım ve tarihsel atmosferle yeniden canlandırıldı.

Daha sonra ise Genel Merkezimiz halk oyunları topluluğu “Cıyın Ansambli” ve “Kırım Ailesi” tarafından 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nı anlatan teatral gösteri düzenledi. Sürgünde yaşanan acıları sahneye taşıyan gösteri, izleyicilere duygu dolu anlar yaşattı.
Kaynak: QHA
