Kocaeli Şubemiz ile İzmit Belediyesi tarafından 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü’nün 82’nci yıl dönümü vesilesiyle 17 Mayıs 2026 tarihinde İzmit Dernekler Yerleşkesi’nde anma programı düzenlendi.

Yoğun katılımla gerçekleşen programa; İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, Ukrayna İstanbul Başkonsolosu Oleksandr Dimchev, Kırım Tatar Milli Meclis (KTMM) Üyesi Abmecid, Kocaeli Şubemiz Başkanı Şengül Talgır, Kırım Tatar halkının milli lideri Mustafa Kırımoğlu’nun eşi Safinar Cemileva ile Dr. Sema Orsoy ve davetliler katıldı.

Program sabah saatlerinde düzenlenen kahvaltı organizasyonu ile başladı.

Ardından sürgünün acılarını ve yaşanan insanlık dramını anlatan 10 dakikalık belgesel gösterimi gerçekleştirildi. Katılımcılar, belgesel sırasında duygusal anlar yaşadı.

Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Kocaeli Şubemiz Başkanı Şengül Talgır konuşmasında aşağıdaki ifadeleri kullandı.
“Bugün burada, tarihin en acı sürgünlerinden biri olan 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü’nü anmak ve bu kara günü unutturmamak için bir araya geldik. 18 Mayıs 1944, Kırım Tatar halkı için sadece bir sürgün değil bir halkın kültürünü, tarihini ve kimliğini yeryüzünden topyekûn silme girişimidir. Açıkça ifade etmek gerekir ki bu bir soykırımdır.
Bugün 8 ülke, 1944 sürgününü resmen soykırım olarak kabul etmiştir. Bu soykırımın tüm dünyada tanınması için hukuki mücadelemiz ise halen devam etmektedir. 2014 yılında Kırım, uluslararası hukuka aykırı bir şekilde Rusya tarafından yeniden işgal edildi. Bu yayılmacı ve hukuk tanımaz zihniyet, yalnızca Kırım’ın işgaliyle sınırlı kalmadı. Rusya, Ukrayna’ya karşı geniş çaplı bir savaş başlatarak bir kez daha uluslararası hukuku ayaklar altına aldı; bağımsız bir devletin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine haince saldırdı.
Şunu özellikle vurgulamak isterim ki; Kırım Tatar halkı ile Ukrayna halkı kader birliği yapmış iki dost halktır. Bugün bu iki dost halk aynı saldırganlığa karşı omuz omuza direnmektedir. Kırım’ın özgürlüğü, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünden ve bu haklı mücadelenin zaferinden asla ayrı düşünülemez. Bugün Kırım’da temel insan hakları ihlalleri artarak devam etmektedir. İşgale ve savaşa boyun eğmediği için düzmece suçlamalarla tutuklanan ve yıllarca hapis cezalarına mahkûm edilen 224 siyasi tutuklu bulunmaktadır. Bunların yüzde 70’i Kırım Tatarıdır.
Ne yazık ki artık kadınlarımız da bu zulümden pay almaktadır. 9 kadın tutuklumuz bulunmakta, ancak gerçek sayının çok daha yüksek olduğu bilinmektedir. Siyasi mahkûmların yaklaşık 150’si ise Kırım’dan binlerce kilometre uzaklıktaki Rusya hapishanelerinde, son derece olumsuz şartlar altında tutulmaktadır. Bugün burada yalnızca geçmişin acılarını anmıyor, aynı zamanda Kırım’da yaşanan insan hakları ihlallerine karşı da sesimizi yükseltiyoruz. Çünkü sessizlik, zulmü büyütür. Bu vesileyle, 1944 sürgününde ve sonrasında hayatını kaybeden tüm soydaşlarımızı, savaşın bütün masum kurbanlarını rahmetle, saygıyla ve dualarla anıyoruz. Ruhları şad olsun”

Ukrayna'nın İstanbul Başkonsolosluğu yetkilisi Oleksandr Dimchev ise konuşmasında aşağıdaki ifadeleri kullandı.
“18 Mayıs 1944’te Stalin rejiminin suçlarından biri olan Kırım Tatar halkının sürgününün kurbanlarını bugün burada anıyoruz. 1944 yılında yüz binlerce insan zorla ana vatanlarından sürgün edildi. İnsanlar evlerinden, vatanlarından ve ata topraklarından koparılarak yaşama haklarından mahrum bırakıldı. Aileler parçalandı, binlerce insan sürgün yollarında ya da sürgünün ilk yıllarında hayatını kaybetti.
Bu yalnızca Kırım Tatar halkının değil, tüm insanlığın trajedisiydi. Benzer suçların bir daha asla yaşanmaması için bu acı olayların hafızasını korumak zorundayız. Tüm baskılara rağmen Kırım Tatar halkı ayakta kaldı. Dilini, kültürünü ve geleneklerini korudu. En önemlisi ise Kırım’a duyulan sevgi ve bir gün yeniden vatanına dönme arzusu hiç kaybolmadı. Bugün ise büyük bir acıyla görüyoruz ki, Kırım’ın geçici işgali sonrasında halk yeniden baskılar, tutuklamalar ve zulümle karşı karşıya kalmaktadır.
Bu nedenle bugün burada yalnızca geçmişi anmıyor; aynı zamanda insan özgürlüğünü, insan onurunu ve adaleti savunma sorumluluğunu da paylaşıyoruz. Ukrayna, Kırım Tatar halkının evi olmaya devam etmektedir. Bizler özgürlük, adalet ve Ukrayna’nın geleceği için birlikte mücadele ediyoruz. Sürgünün tüm kurbanlarının aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz. Yaşasın Ukrayna, yaşasın vatan.”

İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet konuşmasında, “Bugün burada, tarihin en acı sürgünlerinden biri olan Kırım Tatar Sürgünü’nün yıl dönümünde; yurtlarından koparılan, tren vagonlarına doldurularak vatanlarından uzaklaştırılan binlerce insanımızın acısını paylaşmak üzere bir aradayız. 1944 yılında yaşanan Kırım Tatar Sürgünü, bir halkın hafızasına kazınmış büyük bir insanlık dramıdır. İnsanlar evlerinden, topraklarından ve sevdiklerinden koparıldı. Nice çocuklar sürgün yollarında hayatını kaybetti, nice annelerin gözyaşı dinmedi.
Ancak bütün bu acılara rağmen Kırım Tatar halkı; kimliğini, dilini, kültürünü, vatan sevgisini ve inancını asla kaybetmedi. Sürgün, bir halkı toprağından ve sevdiklerinden ayırabilir. Ama o halkın yüreğinde taşıdığı vatan hasretini, diline sinen duasını, türkülerine işlenen acıyı ve kuşaktan kuşağa büyüttüğü umudu asla silemez. Kırım Tatarları sürgünde yaşarken bile vatanlarını hiç unutmadılar ve geri dönmek için büyük bir mücadele verdiler. Az önce izlediğimiz belgeselde de bunun küçük bir kesitine tanıklık ettik.
Üstelik bu mücadeleyi demokratik hukuk çerçevesinde, evrensel insan hakları temelinde yürüttüler. Bu yönüyle Kırım Tatar Türkleri, dünyada onurlu geri dönüş mücadelesini barışçıl yollarla başaran halklardan biri olarak tarihe geçti. Ne yazık ki dünyada birçok halk benzer sürgünler ve acılar yaşadı. İnsanlığın hafızasında derin yaralar bırakan bu acılar bizlere çok önemli sorumluluklar yüklüyor. Bu mücadelenin en güçlü simgelerinden biri de Sayın Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’dur. Henüz 6 aylıkken sürgüne gönderilen Kırımoğlu’nun yaşamı; adalet, özgürlük ve vatan sevgisi uğruna verilmiş eşsiz bir mücadelenin sembolüdür.
Bizlere düşen görev ise bu acıları unutmamak ve unutturmamaktır. Nereden gelirse gelsin, hangi halka ait olursa olsun; insanlığın bir daha böyle karanlık günler yaşamaması için dayanışmayı büyütmek hepimizin vicdani sorumluluğudur. Kocaeli; farklı kültürlerin, farklı acıların ve farklı umutların aynı gökyüzü altında kardeşçe buluştuğu bir kenttir. Kırım Tatar hemşehrilerimiz de bu kentin kalbinde; emekleriyle, kültürleriyle, hatıralarıyla ve taşıdıkları derin vatan sevgisiyle çok kıymetli bir yere sahiptir.
Bu vesileyle sürgünde hayatını kaybeden tüm Kırım Tatarlarını rahmetle anıyor, acıyı nesiller boyunca taşıyan tüm ailelere en içten saygılarımı sunuyorum. Hafızayı canlı tutmak hepimiz için çok kıymetlidir. Çünkü geçmişi unutursak geleceğe sağlıklı yürüyemeyiz. Sizin acınız bizim acımızdır. Sizin hafızanız bizim hafızamızdır. Unutmamak ve unutturmamak adına her zaman en güçlü dayanışma duygularımızla yanınızda olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Anma programında konuşmacıların ardından söyleşiye geçildi. Söyleşinin konuşmacıları ise KTMM Üyesi Abmecit Süleymen, Kırım Tatar halkının milli lideri Mustafa Kırımoğlu’nun eşi Safinar Cemileva ile Öğretim Üyesi Dr. Sema Orsoy oldu. Konuşmalarda 1944 sürgününün Kırım Tatar halkı üzerindeki etkileri, hafızalarda bıraktığı derin izler ve kültürel mücadelenin önemi vurgulandı.

