Av. Namık Kemal Bayar
07.03.2017

Kırım Tatar diasporası, Kırım’ın 1783’te Rusya tarafından ilk kez işgali sonrasında başlayan insanlık suçlarının ilk mağdurlarının bugünkü nesillerinden oluşmaktadır. İki yüzyıldan fazla bir tarihe sahip olan Kırım Tatar diasporası geçen zamana karşın vatanları Kırım’a bağlarını, özlemlerini, vatana hizmet duygu ve isteğini yaşatmaktadır.

Çok açıklıkla ifade etmek gerekir ki diasporanın Kırım Tatar millî kimliğinin ve millî hareketinin oluşmasında etkisi ve katkısı çok büyüktür. Bugün en büyük Kırım Tatar diasporasının yaşadığı Türkiye’de Kırım Tatarlarının sivil toplum kuruluşları etrafında teşkilatlanarak millî hareketi başlatmaları XX. yüzyılın başlarına kadar dayanmaktadır. 1908 yılında Noman Çelebicihan ve Cafer Seydahmet tarafından İstanbul’da kurulan Kırım Talebe Cemiyeti ve yine 1909 yılında İstanbul’da kurulan Vatan Cemiyeti, 1917’de toplanan I.Kırım Tatar Millî Kurultayının altyapısını oluşturmuştur. 1917 yılında toplanan I.Kırım Tatar Millî Kurultayı ve sonrasında da Türkiye’de millî hareket devam etmiş Kırımlılar Cemiyet-i Hayriyesi etrafında teşkilatlanan Kırım Tatarlarının millî faaliyetleri bir müddet bu dernek bünyesinde yürütülmüştür. İstanbul’da kökleşen çalışmalar aynı yıllarda Eskişehir’e ve sınırları aşarak bir başka önemli diaspora ülkesi olan Romanya’ya da sirayet etmiştir. İkinci Dünya Savaşı’na kadarki bu dönemde İstanbul’da Cafer Seydahmet Kırımer, Romanya’da Emel dergisi etrafında toplanan aktivistlerin çalışmaları ile bugünkü Kırım Tatar diasporası teşkilatlanmasının ana yapısı, ilkeleri ve fikrî altyapısının temelleri atılmıştır.

İkinci Dünya Savaşı’ndan Sovyetler Birliğinin yıkılmasına kadar geçen süreç içinde Kırım Tatar diasporasının çalışmaları iki eksen üzerinde odaklanmıştır. Birinci eksen diasporada yaşayan Kırım Tatarlarının millî ve kültürel varlığının sürdürülebilir bir şekilde yaşatılması, gelecek nesillere aktarılması olmuştur. İkinci ve siyasî anlamda önem arz eden eksen ise sürgün bölgelerinde yaşayan Kırım Tatarlarının vatana dönüş mücadelesine uluslararası destek sağlanmasıdır. Bu ikinci eksene vatana dönüşün başlaması ile vatana dönen Kırım Tatarlarına insanî yardım boyutu da eklenmiştir.

Bütün bu tarihsel sürecin son 25 yıllık döneminde Kırım Tatar diasporası iki uyarıcı şok yaşamıştır. Birincisi Sovyetler Birliğinin yıkılışı evresinde sürgünde yaşayan vatandaşlarının vatana dönmeye başlamasıdır. Bu ilk uyarıcı şok, Türkiye ve dünyanın diğer ülkelerinde yaşayan Kırım Tatarlarının vatan Kırım’a ve Kırım’da yaşamaya başlayan vatandaşlarına ilgilerini arttırarak, diasporadaki hareketin kitleselleşmesini başlatmıştır. 1989 yılından 2014 yılına kadarki bu ilk uyarıcı şok evresinde Türkiye özelinde diaspora sivil toplum kuruluşlarının ve bunların üyelerinin sayısında dramatik bir artış olmuştur. Keza, bunların çalışmaları da daha nitelikli hale gelmiştir.

2014 yılının Şubat ayında ise hem dünya hem de Kırım Tatar diasporası bir başka şok ile daha karşı karşıya kalmıştır. Rusya Federasyonu’nun uluslararası hukuku çiğneyerek Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün bir parçası olan Kırım’ı hukuksuz ve ahlaksız bir şekilde işgali bütün dünya için olduğu gibi Kırım Tatar diasporası için de bir şok olmuştur.

Özellikle vurgulamak gerekir ki Türkiye’deki Kırım Tatar sivil toplum kuruluşları içinde en geniş teşkilatlanma ağına ve üye kitlesine sahip Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezi daha işgalin ilk gününde Rusya Federasyonunun Kırım’ı işgalini tanımayacağını, bu işgalin uluslararası hukuka, insanî ve ahlakî değerlere aykırı, suç niteliğinde bir eylem olduğunu beyan ve ilan etmiştir.

Bunun akabinde, Kırım’ın Rusya tarafından işgaline karşı demokrasi ve hukuk düzeni içinde gerek Türkiye’de gerekse uluslararası alanda sivil mücadeleyi yürütmek üzere Kırım Derneği Genel Merkezi’ne bağlı 30 teşkilat ile bağımsız teşkilatlanmış 15 Kırım Tatar sivil toplum kuruluşu bir araya gelerek toplam 45 sivil toplum kuruluşundan oluşan Türkiye’deki Kırım Tatar Sivil Toplum Kuruluşları Platformunu kurarak işbirliğine gidilmiştir.

Türkiye’de kurulan bu Platform, 30 Temmuz-1 Ağustos 2015 tarihinde dünyanın 16 ülkesinde bulunan 183 Kırım Tatar sivil toplum kuruluşunu temsil eden 400 delegeyi Ankara’da toplayarak uluslararası çatı teşkilatı olan Dünya Kırım Tatar Kongresi’ni etkinleştirecek ana nüveyi oluşturmuştur.

Dünya Kırım Tatar Kongresi’nin etkin hale gelmesi Kırım Tatar diaspora teşkilatlarının ve özellikle Türkiye’deki Platformun çalışmaları ile gerçekleşmiştir. İşgalin ilk gününden itibaren Türkiye’deki Kırım Tatar diasporasının işgale karşı tavizsiz ve sert tavrı dünyanın diğer ülkelerinde yaşayan diasporanın da tavrında belirleyici olmuştur. Keza bu tavır Kırım Tatar Millî Kurultayı ve Kırım Tatar Millî Meclisi’nin dolayısıyla vatanda yaşayan Kırım Tatarlarının da işgale karşı tavizsiz duruşlarında cesaret sağlamış ve somut destek mahiyetini almıştır. Bu durum, diasporadaki ve vatandaki siyasi hareketin bütünleşmesi için çok önemli bir adım olmuş ve çok daha önemlisi Rusya Federasyonunun Kırım’da yeniden kök salmasının önüne kitlesel bir engel koymuştur.

Türkiye’deki Kırım Tatar diasporasının ve teşkilatlarının “işgalden önce seçilmiş Kırım Tatar Millî Kurultayı ve Kırım Tatar Millî Meclisi’nin kararlarına ve ilkelerine bağlı olduğunu” ilan etmesi, Kırım’ın işgalinin ilk anından itibaren Rusya Federasyonunun işgal ve sonrası kurgusuna en önemli darbeyi vurmuş, Rusya’nın işgal ettiği Kırım’da organize etmeyi planladığı sözde işbirlikçi oluşum çalışmalarını tamamen tabansız bırakarak boşa çıkarmıştır. Diasporanın ve Dünya Kırım Tatar Kongresi’nin bu söylemi ve kararı, Kurultay ve Meclis’in işgalden bu yana uyguladığı politikaların da kitlesel tabanını oluşturmuştur.

Bugün Türkiye Rus propaganda makinesinin en etkin olduğu ülkelerden biridir. Hem bir NATO üyesi olarak hem de tarihsel anlamda bölgede Rusya’nın daima rakibi olmuş Türkiye’de Rus propaganda makinesi çok etkin bir şekilde faaliyet göstermektedir. İki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri taban alan Rusya, Kırım’ın işgali ve doğu Ukrayna’daki ayrılıkçı faaliyetlerin tanınması konusunda Türk kamuoyunda ve idaresinde etkili bir çalışma yürütmektedir.

Bugün Türkiye’de pek çok Rus medya organı faaliyet göstermektedir. Bütün bu medya kuruluşlarında 300 civarında medya mensubunun istihdam edildiği tahmin edilmektedir. Bunun yanı sıra medyada, siyasi parti ve oluşumlarda, sivil toplum kuruluşlarında, akademik dünyada Rusya yanlısı çalışmalar yapan kişi ve kuruluşların sayısı da azımsanmamalıdır. Tüm bu etkenler, Rusya’nın Türkiye’de agresif ve etkili bir kampanya yürütmesini daha da kolaylaştırmaktadır.

Buna karşılık Türkiye’deki Kırım Tatar diasporasının etkin ve güçlü faaliyetleri işgalin ilk günlerinde Rusya lehine gibi görünen kamuoyu algısını tersine çevirmeyi başardığı gibi artan ekonomik, ticari ve siyasi ilişkilere rağmen Kırım ve doğu Ukrayna konusunda Türk dış politikasının Rusya lehine değişmemesini de sağlamıştır.

Diaspora özellikle sosyal ağlarda etkin çalışmaları ile Türk ulusal ve yerel medya kuruluşlarını etkileyecek başarılı çalışmalar yapmaktadır.

Ancak, Türkiye’nin bu tavrının devam ettirilmesi ve Kırım’ın Ukrayna’ya iadesini sağlayıcı şekilde politikalara yöneltilmesi için çok daha etkin bir çalışma yürütülmesi de zorunludur. Bu noktada Türkiye’deki Kırım Tatar diasporasının mevcut kaynakları seferber edilmiş olmakla birlikte yeterli değildir. Hususen, Türkiye-Ukrayna ilişkilerinin arttırılması noktasında katalizör bir işlevi de olan diasporanın insan, zaman ve finans kaynakları ile güçlendirilmesi, bunun yanı sıra Ukrayna’nın bir devlet politikası olarak Türkiye’de daha etkin bir tanıtım ve propaganda faaliyeti yürütmesi önem arz etmektedir.

Başta Türkiye olmak üzere dünyanın pek çok önemli ülkesinde teşkilatlanmış olan Kırım Tatar diasporası, Kırım’ın işgaline son verilmesi hedefinde ellerindeki bütün kuvvetle çalışmaktadır. Bu noktada, dünyadaki Ukrain diasporasının da Kırım Tatar diasporası ile işbirliği alanlarını genişletmesi çalışmaların etkinliğini arttıracaktır.

Nüfus açısından bakıldığında özellikle Türkiye’de ve ayrıca Romanya ve Bulgaristan gibi ülkelerde yaşayan Ukrain nüfusunun azlığı dikkate alındığında bu ülkelerde yaşayan Kırım Tatarlarının, Rusya’nın agresif politikalarına karşı önemli bir rol oynayacağı açıktır. Bu noktada Ukraynalıların ve Kırım Tatarlarının birlikte hareket etmesi Karadeniz çevresi ve doğu Avrupa’daki Rus politikalarının boşa çıkması için önem arz etmektedir. Türkiye özelinde agresif Rus propaganda metodları ve ağlarına karşı Kırım Tatarlarının varlığı Türkiye’de Kırım’ın işgali ve doğu Ukrayna krizi konusunda Rus yanlısı bir algının ve eğilimin oluşmasına engel teşkil etmektedir. Bu, bölgenin en önemli aktörlerinden biri olan Türkiye’nin Ukrayna krizi konusunda Rus çıkarlarına karşı politika geliştirme ve yürütmesine yardımcı olmaktadır. Diasporanın varlığı ve etkisi bu noktada hem Kırım Tatarları hem Ukrayna ve hem de Türkiye için hayati ve stratejik bir unsur haline gelmiştir.  

Diğer taraftan, diasporanın Ukrayna ve Kırım ile bağının kültürel, soysal ve ekonomik alanlardan hukuki ve yasal alanlara da taşınması, bu konuda yasal altyapının güçlendirilmesi de önemli bir husustur. Bu noktada diaspora yürürlükteki Ukrayna yasaları çerçevesinde çalışmalarını yürütmektedir ve sonuçlar alınmaya başlanmıştır. Kırım Tatar diasporasının da Ukrayna diasporası olarak yasal zeminde tanınması bu hukuki ve yasal bağı güçlendirecektir.

Bir diğer husus, bölgede Rusya Federasyonunun politikalarına hizmet ettiği açıkça belli olan radikal İslami akımların Ukrayna içinde de faaliyet göstermesidir. Kırım Tatarlarının dini duygularını kullanarak toplumsal bölünmeye neden olan bu akımların Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması hedefinde yoğunlaşan Kırım Tatar millî hareketinin zayıflamasına yol açması bir tehdit olarak görülmelidir. Radikal dini akımlar, Kırım Tatarlarının asimilasyonu sorununda da önemli bir tehdittir. Tarihsel ve kültürel olarak Kırım Tatarları geleneksel ve barışçı, bir anlamda seküler bir din anlayışına sahip olmuştur. Kırım Tatar diasporası, bu anlamda radikal İslami akımların yayılmasının önüne geçmek ve mevcut bozulmayı tersine çevirebilecek bir faaliyette yer alabilir. Çünkü, Kırım Tatarlarının geleneksel din anlayışı diasporada korunmuş ve devam ettirilmiştir. Bu anlayışı öğretecek ve halkı koruyacak kurumların kurulması ve yaşatılmasında diaspora aktif rol almaya hazırdır.

Gelinen noktada, Kırım Tatar Millî Kurultayı ve Kırım Tatar Millî Meclisi’nin yanı sıra artık Dünya Kırım Tatar Kongresi de Kırım’ın geleceğinin yeniden kurulmasında etkin ve güçlü bir yapı olarak ortaya çıkmış bulunmaktadır. Kurultay ve Meclis’in politika ve faaliyetlerini destekleyici mahiyette kurulan Dünya Kırım Tatar Kongresi’nin hitap ettiği Kırım Tatar nüfusu ve etkinlikleri göz önüne alındığında diasporada yaşayan Kırım Tatarlarının artık vatanlarının kaderinde çok daha etkin rol alacakları yadsınamaz bir gerçektir.

Bugün, işgale karşı yürütülen mücadelede diasporanın da sorumluluğu ve görevi sırtına aldığı ve hiçbir fedakarlıktan kaçınmadan mücadeleye en ön safta katıldığı artık hem sosyolojik hem de siyasi bir gerçekliktir.

Kırım Tatar diasporası hem sosyo-kültürel, hem ekonomik ve çok daha önemlisi siyasi alanda Kırım’ın geleceğinde önemli bir rol oynamaya ve karar mekanizmalarında yer almaya kararlıdır. Bu kararlılık, Birleşmiş Milletler Yerli Halklar Bildirgesi’nden hukuki dayanağını almaktadır. 

Son söz olarak ifade etmek gerekir ki, Kırım’ın kaderi Kırım Tatar halkının bir bütün olarak diasporası ile birlikte alacağı karar ile çizilecektir ve Kırım Tatar diasporası, mevcut hukuksuz ve ahlaksız işgali asla tanımayacaktır.